Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.

Bizi zem eyleyene rahmet eyle.

MEB. OKUL
NAMAZ VAKİTLERİ - TASAVVUF
Altın Hesaplama

Nurten Atıcı (Himmet Ya Şeyhim) yazısına yorum


http://akevler.org/AkevlerMakaleler/2464/SonYor/0/Nurten-Atici/HIMMET-YA-SEYHIM

''Bahriler ummâna daldı pek çoğaldı dehriler                          

Öyle mülhidler ile bahs-i dîne dalmak da güç  ''  

Salih Baba

Gerçek şeyhler, (mürşidler, meşayihler, Allah dostları, veliler) gizlendi, yalancı şeyhler çoğaldı.

Bu beyiti tüm ekliyorum.

Ey birader derd-i aşka mübtelâ olmak da güç 

Sûret-i insanide hayvan-sıfat kalmak da güç 

Bağrımın kanı kurudu ciğerim oldu kebâb 
Hasret-i hicran oduna her zaman yanmak da güç 

Derd nedir derman nedir yâ ben beni bilmem neyin 
Nâr u nurun berzahında sararıp solmak da güç 

Nûr-ı Ahmed'dir özüm dürr-ı yetîmî bendedir 
Bu beşer nefsin elinden anı kurtarmak da güç 

Gevher-i nefsimi yutmuş bir amansız ejdehâ 
Bî-basar mârın elinden şeb-çerâğ almak da güç 

Müttakîler kisvetine müddetler girdiler 
Muhtefî oldu erenler arayıp bulmak da güç 

Bahriler ummana daldı pek çoğaldı dehrîler 
Öyle mülhidler ile bahs-i dîne dalmak da güç 

Hep hatîâtın büyüğü hubb-ı dünyâ bilirem 
Ânı terk etmek de güç pek kipçe sarılmak da güç 

Öyle bir derde giriftar olmuşum âlemde kim
ittisale çâre yokdur dahi ayrılmak da güç 

Hâne-i dil cennet-i irfana dâhil olmadan 
Âr u namus şişesini taşlara çalmak da güç 

Pîr-i Sâmî gibi sultâna kılalım iktidâ 
Keştibânsız fülkümüzü engine salmak da güç 

Derdimi defter edip sultânıma arz eylesem 
Ol bilirken cümle hâlim arz-ı hâl sunmak da güç 

Hamdulillah böyle bir sultâna hadim olmuşam 
Sâlihem sıdk ile şahım hizmetin kılmak da güç.

Aşk = Sevgi, şiddetli muhabbet, candan sevme.

Mübtelâ = Düşkün, tutkun, tutulmuş.

Hasret-i hicran = Ayrılık hasreti.

Od = Ateş.

Nâr = Ateş.

Berzah = Belâ, güçlük, manevi ceza.

Dürr-iyetimi = Tek ve büyük inci.

Gevher = Mücevher, inci.

Bî-basar = Gözsüz, anlayışsız

Mâr = Yılan.

Şebçerag = Gece lambası, nur.

Muttaki = Sağlam amelli, istikamet sahibi.

Kisvet = Elbise, örtü.

Müddeî = İddia eden, rakip, ağyar.

Muhtefi = Saklanan, gizlenen.

Bahri = Denize mensup olanlar, âlimler.

Dehri = Tabiata, ahirete inanmayıp, hadiseleri tabiat yapar diyenler.

Mülhid = Dinden çıkmış, sapık.

Bahs-ı din = Din bahsi.

Hatiât = Hatalar, yanılma.

Hubb-ı dünya = Dünya sevgisi.

Giriftar olmak = Düşmek, duçar olmak.

İttisal = Uyma, o halle hallenme.

Hane-i dil: Gönül evi, kalp.

Iktida = Uyma, peşinden gitme.

Keşfibân = Kaptan.

Fülk = Gemi.

Hadim = Hizmet eden, hizmetçi.

Sayın Nurten Atıcı hanımefendi:

''Tarikat yol, şeyh öğretmen, mürit öğrenci demektir. Hz. Mevlana, Hz. Yunus, Hz. Abdulkadir Geylani ve bu gibi büyük âlimler, din ve fen ilimlerinde, mütehassıs olarak yetişmiş, bilgili birer rehber diğer adı ile öğretmendiler. '' diyorsunuz.

Evet tarikat yoldur. Allah'a giden yoldur. Yukarıda isimlerini saydığınız Allah dostları, kendi kendine mi yetiştiler?

Mevlana'yı yetiştiren şeyhi Şems hazretleri olduğu gibi. Şems hz yetiştiren de bir şeyhtir. Böyle geriye doğru gide gide kime ulaşılıyor? Hz. Peygamber efendimize değil mi?

Peygamber efendimiz, ''Beni Rabbim yetiştirdi, terbiye etti, ve ne güzel terbiye etti, benim mürebbim Rabbimdir.'' buyurmuşlardır.

Peygamberimiz ashabını yetiştirdi, ''Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız uyunuz, doğru yolu bulursunuz.'' buyurmuşlardır.

Kısaca ashabın her biri peygamberimizden sonra birer öğretmen, şeyh, mürşit olmuşlardır. Tarikat yoldur da, yolun başı Resulullah efendimizdir.

''Oysa Yüce Yaratan demiyor mu ‘’ BEN SİZE ŞAH DAMARINIZDAN DAHA YAKINIM’’ Allah bizlere çok mu uzakta? Ulaşamıyor muyuz? Şeyh olmayınca Allah bizim dualarımızı kabul etmiyor mu? Cennete bile giremiyoruz şeyh olmayınca! Tövbe tövbe!''

Hak tarikatlar, şeriattan kıl payı ayrılmazlar, kıl payı taviz vermezler.

Eğer bir şeyh, gökte uçuyorsa, şeriattan kıl payı ayrılığı varsa ona itibar edilmez.

Allah'ın ve Habibinin getirdiklerini alıp, yasaklarından sakınmak Cennete götürebilir. Hak tarikatları ve yolcuları, şeyh olmadan cennete girilmez, demezler. Ancak bidat karışmış tarikatlarda söyleniyordur.

Peygamber efendimiz İslamın ilk öğretmeni, ilk mürşididir.

Sonra Ebubekir, Ömer, Osman, Ali efendilerimiz. Sonra tüm ashab. Sonra tabiin devrinde de, sahabilerden görüp, öğrenenler, sonra onlardan görüp öğrenenler................

Peygamber efendimizden başlayıp, günümüze kadar aktarılan silsile yolu ile, başlarında bir Allah dostu olmak kaydıyla, peygamber efendimizin ibadet ve örnek ahlakı.

Kaç yüz yıl önce tarikat olarak isimlendirilmiş ise Tasavvuf bilim adı olarak isimlendirilmiş ise,

Biz peygamberimizin örnek yaşantısını ve ahlakını aynen devam ettiriyor mu, ettirmiyor mu? Ona bakmalıyız. Yaşatılmaya çalışılan bu ise, ismi peygamberimiz zamanında yoktu diye takılmamalıyız.

''ŞERİAT, TARİKAT YOLDUR VARANA,

HAKİKAT, MARİFET ONDAN İÇERİ.'' Yunus Emre

İbadetler ve yasaklar, şeriat olarak isimlendirilmiştir,

Peygamberimizin huyu, suyu, ahlakı, davranışları, kısaca tüm yaşantısı, zühd, vera, takva vb Tarikat, Hakikat, Marifet olarak adlandırılmıştır.

Şeriat cismedir. Abdest, namaz, oruç, zekat, hac, cismimizle ibadetlerimizi yapıyoruz.

Tarikat ruhadır. Dört dörtlük ibadetim olsa, öfkeli, insanları kıran, kendimi beğenen vb kötü huylarımı, bir Allah dostunun sohbetlerine devam ede ede atabiliyorsam. Günümüzde bu yola tarikat denmiş, tasavvuf denmiş, öğretmenine de şeyh, mürşit, meşayih, veli, Allah dostu denmiş. Ve bu isimlendirme peygamberimiz zamanında yoktu diyerek, Bu yolu Allah nasip ettiği halde bırakırsam yanlış yapmış olurum. 

Yaşantı peygamberimizden bu yana aynen geldiği halde, canlı bir örneği görmeliyim, Ashab Peygamberimizden canlı canlı gördü, öğrendi, hayatına tatbik etti.

''Kişi bilmediğinin düşmanıdır.''

Bugün bazı şeriat alimlerinin tarikata karşı olmaları, bir Allah dostunu tanıyıp, sohbetinde bulunmadıkları içindir. Bir kısmı da, sahte şeyhleri görüp karşı çıkıyorlar. Sahte peygamberleri öne sürerek, Hak peygamberleri inkar edebilir miyiz?

Yüce Yaratan: ‘’ BEN SİZE ŞAH DAMARINIZDAN DAHA YAKINIM’’ buyuruyor.

Peygamber efendimiz, ''Siz Allah'tan çok uzaksınız. Arada yetmiş bin perde var, her perdenin arası yer ile gök arası kadardır.'' buyuruyorlar. Bu uzaklık nefsimizden dolayıdır. Allah bize yakın fakat biz bu nefsimizle Allah'tan uzağız.

Hak tarikatlarda nefis terbiyesi vardır.

Peyamberimiz, Uhud dönüşü, ''Küçük savaştan büyük savaşa geldik. Nefsimizle savaş büyük savaştır.'' Buyurmuşlardır.

Bu yol nefisle olan savaştır. Nefsimiz 72 şeytan gücündeyse, Peygamberimizden bugüne silsile yolu ile gelen Allah dostlarına tabi olma yoludur. NEFİSLE SAVAŞ,  bu tabir Peygamber efendimiz tarafından bizzat kullanılmıştır. Tarikat demek yerine, Nefisle savaş yolu da denilebilirdi. Yol aynı, yaşatılmak istenen Peygamberimizin ahlakı, nihai hedef tevazu, mahfiyet.

Medrese talebesi bir kaç kişi, bir müride soruyor: İmamı Azamı mı daha çok seversin, mürşidini mi?

Mürşidi mi, deyince hırpalıyorlar.

Karşılaştıklarında yine soruyorlar.

Mürşidi mi, diyor.

Neden diyorlar?

Mürid diyor ki, 40 yıldır İmamı Azamın mezhebindeyim, ibadetlerimi yapıyorum, haramlardan sakınmaya gayret ediyorum, fakat kötü huylarımı atamamıştım. Mürşidimin sohbetlerine devam edeli kaç ay oldu, kötü huylarımdan onun duasıyla kurtuldum, diyor.

Konu ile ilgili Ayet ve Hadislerle bitiriyorum.

''EVLİYAULLAH O KİMSELERDİR Kİ, GÖRÜLDÜKLERİ ZAMAN ALLAH HATIRLANIR.'' NESAİ

Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah Teâlâ'nın velîleri için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Yûnus 62

Ey o bütün iyman edenler! Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun.    Tevbe 119

"Benim veli kuluma düşmanlık edene ben harp ilan ederim. Kulum Bana, üzerine farz kıldığım şeylerden daha sevimli hiçbir şeyle yaklaşamaz. Kulum farzlardan sonra nafilelerle yaklaşmaya devam ederse ben onu severim. Ben onu sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, düşünen aklı ve konuşan dili olurum." (Buhari Rikak 38)
Kudsi hadis

Benim ümmetimin velileri, Ben-i İsrail peygamberleri derecesindedir.  Hadis-i şerif

Her asırda benim ümmetimden sabikun (önde gelenler) vardır ki, bunlara büdela ve sıddıkun ıtlak olunur (söylenir). Haklarındaki inayet ve merhameti ilahiye o kadar boldur ki, sizler o sayede yer ve içersiniz. Yer yüzü halkı için vukuu tasavvur olunan bela ve musibetler onlarla kaldırılır. Hadis-i Şerif

ALLAH'A EMANET OLUNUZ.

muallim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam20
Toplam Ziyaret145221
Hava Durumu
Takvim
Site Haritası