Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.

Bizi zem eyleyene rahmet eyle.

MEB. OKUL
NAMAZ VAKİTLERİ - TASAVVUF
Altın Hesaplama

ETİK HAFTASI

  ETİK GÜNÜ İLE İLGİLİ ÖZLÜ SÖZLER VE ANLAMLI SÖZLER

 

Susmak huyların efendisidir.
(Hazret-i Muhammed )

Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür.

(Yunus Emre)

Şeref ve erdem ruhun süsüdür. Bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez. 
(Cervantes)

Tecrübe, öğretmenlerin en iyisidir. Yalnız okul masrafı ağırdır. 

(Thomas Carlyle)

Tembellik, özgür adamı tutsak eder.

 (Firdevsi)

Terazide güzel huydan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur.

 (Hazret-i Muhammed)

Eğitilmiş insanların umutları, bilgisizlerin zenginliğinden daha değerlidir. 
(Demokritos)

Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. 

(Hz. Muhammed)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünya Etik Haftası (25 May)ıs - 1 Haziran)

    

Kelime anlamıyla ‘etik’ Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir, özgün Yunanca kullanımı ‘Etika’dır, tıpkı politika (siyaset bilimi), poetika (şiir kuramı), gibi. Felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırt edebilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışmaktadır. Bu yönüyle, kendine ait kuralları olsa da, halen de tartışılarak gelişen bir daldır.
     Farklı kelimelerle ifade edilen değişik kültürlerde etik kavramı elbette mevcuttur. Nitekim Eski Yunanda olduğu kadar Çin Uygarlığında da Etik tartışılan bir konudur. Bizim kültürümüzde ise daha çok ‘ahlak’ kavramı merkezli bir etik alanı vardır. Ancak Yunan Felsefesi Etik alanını kelime ve düşünce olarak kuramsallaştıran Felsefe olarak bilinmektedir. Nitekim Etik kavramının bütün dünyada kabul edilen ortak bir kavram olması da bunu göstermektedir.
    Ancak tarihsel süreçte uygulama bakımından sistematik etik uygulamalarının Selçuklu Medeniyetinin unsurlarından olan Ahilik örgütünde görüldüğünü belirtmek gerekir. Bilindiği gibi Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu'da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma ilkeleri ve usullerini oluşturan, çok yönlü bir sosyo-ekonomik Türk kurumudur. Ahi Örgütüne üye olan esnaf ve sanatkarların uymaları gereken bir dizi ahlak ve iş kuralları vardı. Uyulmaması durumunda ağır cezalar da öngörülmüştü.
    Etik alanı öylesine geniş bir konudur ki, bazen ne olduğu veya ne anlama geldiği konusunda sağlıklı bir bütünlük de sağlanamayabilir. Günümüzde farklı etik alanlar bulunmaktadır: Kürtaj, yasal ve ahlaki meseleler, Hayvan hakları, Biyoetik, İş etiği, Kriminal adalet, Çevresel etik, Feminizm, İnsan hakları, Gazetecilik etiği, Tıbbi etik, Teknolojik etik, Faydacı etik, Faydacı biyoetik, vb. Bunların yanında, farklı açılardan ele alınan etik başlıkları da söz konusudur: meta etik, normatif etik ve uygulamalı etik (yukarıda sayılanlar uygulamalı etik’in alt başlıklarıdırlar.
    Yunan Felsefesinin Arapça tercümeleriyle birlikte Müslüman dünyasında da Yunan tarzı çalışmalar görülmektedir. Erdem etik’i denilen alan daha çok Müslüman dünyasında ilgi görmüş ve geliştirilmiştir.
    Yakın çağda bilim ve teknolojinin ilerlemesi, devlet kurumlarının aşırı güç kazanması vb. nedenler etik ilkelerinin oluşturulması ve benimsenmesini gerekli kılmıştır. İlk uygulamalı etik değerlerin tıp, genetik, vb. alanlarda konuşulmaya başlanması ilgi çekicidir. Çünkü diğer insanların üzerinde belirli bir etkileme gücüne sahip kişi veya meslek gruplarının endi iç denetimlerinin olması zorunlu hale gelmiştir. Aksi takdirde, diğer insanlara büyük zararlar verilmesi riski saptanmıştır.
    İlk önce Batı dünyasında bilgi ve gücü iç denetime kavuşturmak için etik kuralları oluşturulmaya başlanmıştır. Bu etik kuralları, bazen yasa gücünde bazen de bir meslek grubunun iç denetim ilkeleri olarak ortaya çıkmaktadır. Her iki durumda da, Etik Değerler/ kurallar bir başka insana ve topluma karşı iç sorumlulukları içermektedir.
     Ancak bu alanda tam bir başarı sağlandığını söyleyebilmek zordur. Zira insanoğlunun iyi ve kötü tarafının da gelişimi sonsuzdur. Etik değerlerin hatırlatılması, bir bilinç oluşturulması için de 25 Mayıs tarihi Etik Günü olarak kabul edilmiştir.
     Halen Etik değerlerin çiğnenmesi durumunda – çoğunlukla bu değerler çiğnenmektedirler- öngörülen vicdani cezalar son derece yetersizdir. Hukuki cezalar ise son derece edilgen, karmaşık ve her zaman kamu vicdanını tam tamir edici değildir. Zaman içerisinde Etik Değerlerin, bir tür Etik Yasalar haline dönüştürülmesi de sanırım bundan kaynaklanmaktadır. Fakat bu durumda da Yasaları koyan ve uygulayanların ahlaki davranmaları ihtiyacı yok mudur?
     Bu gün dolayısıyla – veya alan uzmanlığı itibarıyla- araştırma yapanların Etik /İnsan ilişkisi ve Ahlak üzerinde de durmaları bu yüzden bir gerekliliktir. Zira Yunan Felsefesi ve Batı Uygarlığı, kuramsal ve hukuki açıdan çok gelişmiş olmakla birlikte, insan öğesine yeterli değeri verebilmiş değildir. Bizim kültürümüzdeki ve inancımızdaki ahlak anlayışı ise hala tarihin derinliklerinden tam olarak bugüne taşınabilmiş değildir.

     25 - 31 Mayıs tarihleri arasında bütün dünyada etik günü olarak kutlanmaktadır.

 

 

 

 

 

Arkadaşlık...

    

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.
“Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak”demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. 
Gence:
“Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart.”demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış.
Babası ona:
“Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir.
Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur
seni dinler sana yüreğini açar” demiş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çatlak Kova...

     Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş.
“Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.”
“Neden?.” Diye sormuş sucu. “Niye utanç duyuyorsun?” Kova cevap vermiş.
“Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Sucu şöyle demiş:
“Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.”
Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş:
“Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?... Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”
Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Tanrı’nın büyük planında hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etik...


Etik ahlak demektir insana saygı demek
Güzel ahlak olunca söylemeye ne gerek

Çalışmalı her ferdim canıyla var gücüyle
Hediyeler olmasın rüşvet olmasın diye

Komşusuna borç takan var iken yok diyenler
Bir gün gelip kalacak insan eti yiyenler

Kaliteli mal satan kasası para dolsun
İnsanları kandıran para diye dert bulsun

Her ne iş yaparsan yap ol hayatta samimi
Kaliteli hizmet ver hakkın olmasın zayi

Toplumuna örnek ol insan gibi yaşatıp
İnsanlığa kötü mal yüksek fiyat satmayıp

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etik Davranış...

 

Güler yüzle bakalım,gördüğümüz insana,
Her zaman kazandırır,güler yüz her insana.

İyi toplum olmaksa,en başta hedefimiz,
Önce iyi bireyler,olmalıyız hepimiz.

Ben neyim ki toplumda,bir tek damlayım deme,
Okyanuslar oluşmuş,damladan tane tane.

Her zaman para değil,mutluluğun kaynağı,
Sevgi,saygı,tebessüm; gönlün en güzel bağı.

Bireyler birbirini,daima hoş görmeli,
Küçük kırgınlıkları,unutarak sevmeli.

İnsanlar birbirinin; derdini,neşesini,
Paylaşmalı daima,tatmalı sevgisini.

'Sevdim' demek mutlaka,kanıt değil sevgiye,
Gerçekten seviyorsak,gerek bir de hediye.

Kim ki yanlış yapmadım.hayatımda diyorsa,
En büyük yanlış o'nda,kendini biliyorsa..

                                     Naim Yalnız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Özüme Etik Değdi


Dağların eteğinde
Ayna yapmıştım camdan
Vermek nasip olmadı
Ayırdılar goncamdan

Tuzaklar kurulmuştu
Güneşim vurulmuştu
Divana durulmuştu
Kaçsam kaçamıyordum

Urganlar yağlanmıştı
Boynuma bağlanmıştı
Gözlerim dağlanmıştı
Uçsam uçamıyordum

Olacaklar içimden
Gelip geçmişti dünden
Bir türlü gitmiyordun
Gözlerimin önünden

Bulutlar bir yandaydı
Yıldızlar isyandaydı
Asıl derdim candaydı
Vursam vuramıyordum

Azığım bir fileydi
İsyanım nafileydi
Düşmanlar kafileydi
Kovsam kovamıyordum

Ben savdalı güvercin
Benden gayrı herkes cin
Ne kadar da kolaymış
Vurulması bir gencin

Dağlara kar inmişti
Ağaçlar devrilmişti
Etrafım çevrilmişti
Gitsam gidemiyordum

Özüme etik değdi
Beni yerlere eğdi
Tüm eller tetikteydi
Kalksam kalkamıyordum

                              Murat Demir

 

 

 

 

 

Delikanlıya Öğüt...


Delikanlım,tut atanın sözünü,
Onda,tecrübeden,bin bir hikmet var;
Acı söylese de,asma yüzünü
Sonu tatlı gelen,türlü nimet var.

Uykusun kaybetti,uyutmak için,
Ağlar iken güldü,avutmak için;
Yemedi,yedirdi; büyütmek için
Uğrunda çektiği,nice zahmet var.

Sen,âlim olsan da,onun kanısın,
Bir zalim olsan da,kopmaz canısın;
Gönlünde yaşayan,tek sultanısın
Senden beklediği,yalnız hürmet var.

Kaybedince anlan,ancak kadrini,
Dolduramaz kimse,O'nun yerini;
Birer altın olan öğütlerini
Anarsın her zaman,onda kıymet var..

                                           Naim Yalnız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben Kamu Görevlisiyim


Halka hizmet, baş tacımdır,
Ben,kamu görevlisiyim;
Dürüst yapmak amacımdır
Ben,kamu görevlisiyim.

Kâh,yanına ben giderim,
Kâh,yanıma gelsin derim;
Samimi hizmet ederim
Ben,kamu görevlisiyim.

Halka hizmet,ibadettir,
Tarafsızlık,asalettir;
Sevgi-saygı,nezakettir
Ben,kamu görevlisiyim.

Kamu malını korurum,
Hor bakanı,uyarırım;
Hep, tutumlu kullanırım
Ben,kamu görevlisiyim.

Hukuku.üstün tutarım,
Adaleti,uygularım;
Vatanıma,hizmetkârım
Ben,kamu görevlisiyim.

Özel,tüzel hiç kimseden,
Hiçbir menfaat beklemem;
Üstün hizmet,her an ilkem
Ben,kamu görevlisiyim..

                                  Naim Yalnız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Büyük Lokma Ye De Büyük Söyleme


Yaradan, kibirli olanı sevmez,
Büyük lokma ye de, büyük söyleme;
Haddini aşanı, asla affetmez
Büyük lokma ye de, büyük söyleme.

Sayısız nimetler vermiş kuluna,
Fayda sağlandıkça, şükür oluna;
Her türlü keramet, Hak'tan biline
Büyük lokma ye de, büyük söyleme.

Gör de gözündeki saban okunu,
Görme başkasında, saman çöpünü;
İhlas ile tut da, Hak'kın ipini
Büyük lokma ye de,büyük söyleme.

Ufacık dağları, yarattım deme,
Kendini, herkesten yüksekte görme;
Hak'kın kudretini, görmezden gelme
Büyük lokma ye de, büyük söyleme.

Önce sen, iğneyi, kendine batır,
Sonra, çuvaldızı başkasına vur;
Adil davrananın, dostu çok olur
Büyük lokma ye de, büyük söyleme.

Ey kardeşim, kulsun; sen haddini bil,
Allah huzurunda, şükürle eğil;
Alçak gönüllü ol, herkesçe sevil
Büyük lokma ye de,büyük söyleme.
.
                                      Naim Yalnız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erdemli İnsan Olalım


'Bir lokma,bir hırka'
Değil ama; 
Azla yetinmesini bilelim.

Azla yetinmesini bilenler,
Mutluluğu tez yakalarlar..

Gözü doymayanlar ise,
Mutluluğa
Asla ulaşamazlar..

Ulaştıklarını sansalar bile,
Hırslarının girdabında
Çabucak boğulurlar,
Çabucak bunalırlar..

Boşuna söylememiş
Filozof Diyojen; 
Başına dikilip 
Mağrurca,
'Dile benden,ne dilersen' diyen
Hükümdar Büyük İskender'e; 
'Gölge etme,başka bir şey istemem' diye..

Keza
Peygamberimiz de; 
Asıl zenginliğin,
Mal çokluğunda değil; 
Gönül tokluğunda olduğunu
Boşuna işaret buyurmamıştır.

O nedenle; 
Daima,bardağın dolu tarafını görmeye çalışalım.

Daima iyimser,
Daima
Tokgözlü olalım.

Hiçbir zaman; 
Açgözlü,
Doyumsuz
Olmayalım.

Yine, yüce Peygamberimizin öğütlediği gibi; 
Yaşlılıktan önce gençliğin,
Hastalıktan önce sağlığın,
Yoksulluktan önce zenginliğin,
Meşguliyetten önce boş vaktin,
Ölümden önce hayatın,
Kıymetini iyi bilelim..

Hasılı; 
İyi yönde örnek,
Erdemli insan olalım...

                           Naim Yalnız

 

 

Ey Oğul

 Doğruyu özüne örnek alıp 
Yanlışı elinle kov ey oğul! 
Sevgiyle yaklaşıp tüm insanlara, 
Saygıyı elinden bırakma oğul!

Haşim Seyitoğlu


insanın insana ettikleri

insan'ı insan eden
insan'a olan
terbiyesi ve saygısıdır
insan'ı insan'lıkdan eden
insan'a ettiğinin aynasıdır


Sorgulayan' a aittir sordukları
cevapta bulduğudur aradıkları
sormadan korkup sakladıkları
yaşamadığının yaşanmış farklılıkları

İnsan'dan kalır geriye
hazneye attıkları, atamadığı artıkları

İnsan insandan atılır daha ileriye
Nereye dostum nereye

Ya ileriye, ya geriye
ya boyuna ya enine
uzanırsın gerine gerine
Ya cennetin seyrine, ya cehennemin dibine

insan'ı insan eden
insan'a olan
terbiyesi ve saygısıdır
insan'ı insan'lıkdan eden
insan'a ettiğinin aynasıdır


Kemal Koçak


EY OĞUL


Dünyaya geldin taze bir gül gibi
Kokladım, koklayacağım seni
Nasihatlerimi dinle, unutma emi.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul.

Büyüğüne merhametli olmayı unutma
Haramı boğazında dahi olsa yutma.
Hileli malı hilesiz diye kimseye satma.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul.

Yaratanı sev, yaratandan ötürü.
İtaatkâr ol, seni cennete götürür.
Kaldığın yerde bir gün başkası oturur.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul.

Kötü yerlerin yanından dahi geçme.
Su, şerbet dururken, zehir içme.
Bilip bilmediğin yerde sırrını açma. 
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul. 

Hak’tan adaletten sakın ayrılma
Menfaatim var diye, virgül gibi eğilme
Her yüze gülene sakın gülme.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul.

Temelsiz bina tez yıkılır bunu bil.
Karınca dahi olsa eziyet etme.
Abdestsiz olarak yatağa yatma.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul. 

Bu sözlerim sizlere bir vasiyetim olsun.
Çok düşün, iyi konuş bela olur dil.
Kini, nefreti, kalbinden sil 
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul.

Kork Allahtan, başka şeyden korkma.
Başkasının namusuna yan gözle bakma.
Gece gibi karanlık değil, gündüz gibi aydınlık ol.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul.

Malınla cömert ol, cimrilik yapma.
Hakkınızda düşündüğüm iyi niyettir.
Nefsine hoş geleni yapma, sana eziyettir.
Dünya atlatır seni, kapılma ey oğul. 

Lokman ÖZYILDIRIM

Bir Gönül Dostuna Cevap

 Rıza-yı Hak için çıkmışız yola
 Kullların engeli yıldırmaz bizi
 Onulmaz dostların açtığı yara
 Düşmanın kurşunu öldürmez bizi

 

Ayrılık olursa öz ile sözde
İçimiz dışımız kavrulur közde
Ülkümüz nişanlı arpacık gezde
Şer güçler hedeften kaldırmaz bizi

Yalınayak geçtik dikenden taştan
Ne çıkar rüzgardan doludan kıştan
Yırtılan destanlar yazılır baştan
Tufanlar sahneden sildirmez bizi

Kader bu teslim ol kafayı yorma
Aklın kaynağını deliden sorma
Aylara yıllara üzülüp durma
Sıcaklar soğuklar soldurmaz bizi

Gittiğimiz Hak Yol öyle bir yol ki
Hırs atına binmek günahtır belki
Sabrımız sevdamız o kadar bol ki
Okyanuslar aksa doldurmaz bizi

Sıcak tut sevgiyi aşk ocağında
Yaşa da olgunlaş gam kucağında
Şu ruhsuz dünyanın şu zül çağında
Olanlar ağlatır güldürmez bizi

Sözünde durandır yiğitin hası
Mezarda bitmez dostun vefası
Üç günlük dünyanın binbir cefası
Böldü deseler de böldürmez bizi

Sağlam atılmışsa temeller eğer
Allah rızasıysa emeller eğer
Niyete uygunsa ameller eğer
Kimseler yem için yeldirmez bizi

Çile bela yağıyorken etrafa
Hak adalet dedik çıktık ön safa
Kötü tanıtsa da üç-beş et kafa
Tarih kötü diye bildirmez bizi

Fitneye en güzel cevap sükuttur
Öfke günah dolu sevap sükuttur
Tuzağa çok düştük hayli vakittir
Tedbir bataklara daldırmaz bizi

Bir ateş yakılır sönmez bir daha
Bu bayrak gönderden inmez bir daha
İlkbahar hazana dönmez bir daha
Mevla yad ellere yoldurmaz bizi

Abdurrahim Karakoç

 

Tamam mı (Unutma)

Unutma tez geçer zulmün ezası
Sabretmeyi bileceksin tamam mı
Yiğite ar değil bahtın kazası
Hakka teslim olacaksın tamam mı

Geri dönmek yoktur güneş doğmadan
Rahmet nuru karanlığı boğmadan
Hakikat yolunda boyun eğmeden
Gerekirse öleceksin tamam mı

Yenilir mi inanmışın imanı
Böyle bir gerçeğin olmaz gümanı
İnşallah başlarsa hesap zamanı
Haklarından geleceksin tamam mı

Yolumuz her zaman Allah yoludur
Bu yoldaki ölüm oğul balıdır
Hak haklının en mukaddes malıdır
Vermezlerse alacaksın tamam mı

Çevirmez ahını Allah öksüzün
Pek basittir devrilmesi köksüzün
Her kim olsa haksızlığı haksızın
Suratına çalacaksın tamam mı

Uyuşukluk şifa bulmaz illettir
Korkaklık en adi en pis zillettir
Adalet ne güzel ne hoş nimettir
Hep doğruyu bulacaksın tamam mı

Yalana hayır de gerçeğe evet
Mücadele şarttır kalsan da tek fert
Bir de ötesi var buranın elbet
Nasıl olsa güleceksin tamam mı

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

 

 


BEN BU KÖYÜN DELİSİYİM

Beni bilen böyle bilsin 
Ben dostluğun delisiyim 
Akıl irfan sizde kalsın 
Ben bu köyün delisiyim 

Bu acılar bitene dek 
Ağlayanlar gülene dek 
Bu can bende ölene dek 
Ben bu köyün delisiyim 

Sesi çıkmaz kırık sazın 
Tadı olmaz susuz yazın 
Mezarıma öyle yazın 
Ben bu köyün delisiyim 

Ne köleyim ne de bir kul 
Vicdan bir borç hayat okul 
Alın sizin olsun akıl 
Ben bu köyün delisiyim 

Benim yolum aşkın yolu 
Benim yolum hakkın yolu 
Bir tek derdim Anadolu 
Ben bu köyün delisiyim 

Sizde para sizde banka 
Sizde silah sizde bomba 
Bende dostluk bende sevda 
Ben bu köyün delisiyim 

Haydi koşun savaşmaya 
Bu dünyayı paylaşmaya 
Ben bakarım çocuklara 
Ben bu köyün delisiyin 

Aşk okurum aşk yazarım 
Aşktır benim tek pınarım 
Size değmesin nazarım 
Ben bu köyün delisiyim 

Yaşayın siz aklı selim 
Boşverin siz benim halim 
Siz bir dahi siz bir alim 
Ben bu köyün delisiyim 

Benim yolum gönül yolu 
Benim yolum sevda yolu 
Bir tek derdim Anadolu 
Ben bu köyün delisiyim 

Ben bu yurdun delisiyim... 

AHMET SELÇUK İLKAN


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etik Günü (25 Mayıs)

 

25 Mayıs bütün dünyada Etik Günü olarak kutlanmaktadır. Bizim kültürümüzde de bu kavram önem kazanmıştır.

“Etik” terimi, her kültürde değişik anlatılmıştır. Bizim kültürü­müzde etik, daha çok ahlak kavramı merkezli bir alana sahiptir.

Türk toplumunda sistematik bir etik anlayışının uygulanması­na Selçuklu medeniyetinde yer alan Ahilik örgütünde görülmek­tedir. Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma ilkelerini ve yöntemlerini oluştu­ran, çok yönlü sosyo-ekonomik bir Türk kurumudur. Ahi örgütü­ne üye olan esnaf ve sanatkârlar, bazı  ve ahlak kurallarına uy­mak zorundaydılar. Bu kurallara uymayan esnaf ve sanatkâra ağır yaptırımlar uygulanıyordu.

 

“Etik” kavramının alanı çok geniştir. Günümüzdeki etik alanla­ra tıbbi etik, gazetecilik etiği, insan hakları,çevresel etik, kriminal adalet, hayvan hakları, biyoetik, iş etiği, teknolojik etiği sayabiliriz.

Günümüzde bilim ve teknolojinin hızla ilerlemesi sonucu in­sanlara çeşitli alanlardan hizmet veren kurum ve kuruluşlar aşırı güçlenmiştir. Bu durum insanların bu kurum ve kuruluşlarla ilişkile­rinde güven, adalet ve tarafsızlık ilkelerinin işlerlik kazanarak uygulanması için çaba göstermelerini sağlamıştır. Etik değerler ilk olarak; tıp ve genetik bilimlerinde uygulanmaya başlanmıştır, insanlarn üzerinde belirli bir etkileme gücüne sahip bu bilim dalla­rında çalışan insanların veya meslek gruplarının kendi iç denetimlerinin olması bir zorunluluktur. Aksi durumlarda, diğer insanların büyük zararlara uğramaları riski ortaya çıkar.

Bilgi ve buna bağlı olarak gücün iç denetimine kavuşması için etik kurallara ihtiyacı vardır. Bu kurallar bazen yasayla, ba­zen de bir meslek grubunun iç denetim ilkesi olarak ortaya çık­maktadır. Her iki durumda da etik değerler, başka bir insana ve topluma karşı o meslek grubunun iç sorumluluklarını kapsamakta­dır.

Kültür anlayışı, o toplumdaki etik anlayışın oluşmasındaki en önemli etkenlerden biri ve en önemlisidir. Yabancı bir topluma etik gelen bir davranış, bizim toplumumuza etik gelmeyebilir. An­cak tüm dünyanın sahip olduğu ortak değerler vardır. Bu değer­ler dünyanın her yerinde kabul görmektedir. Ticari ahlak, işahla­kı, meslek ahlakı olması ve uygulanması gereken ortak değerler­den bazılarıdır. Esnaf, memur, işçi veya tüccar her kesimin uyma­sı gereken iş ve ahlak kuralları vardır, Bu kurallar sahip olduğumuz etik değerlerdir. Bu etik değerlerin toplumun her kesimine yayıl­ması gerekir.

işte bunu sağlamak ve topluma yaymak için okullarımızda Etik Günü kutlanmaktadır. Kutlamalarda etik değerlerin toplum­dan topluma taşınmasının önemi belirtilmektedir, Kültürümüzün, inançlarımızın, geleneklerimizin ürünü olan değerlere sahip ve bu değerlere saygılı insanların yetişerek ülkemizi, Atatürk’ün hedefle­diği “çağdaş uygarlığa” ulaştırması için etkinlikler yapılır, Bu etkin­likler çerçevesinde okullarımızda şiirler okunur, tiyatrolar oynanır. Resim ve yazıların yer aldığı panolar oluşturulur.

 

http://www.eokul-meb.com/etik-gunu-ile-ilgili-yazi-39662/

 



 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret145150
Hava Durumu
Takvim
Site Haritası