Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.

Bizi zem eyleyene rahmet eyle.

MUHABBETTEN MUHAMMED OLDU HÂSIL, MUHAMMEDSİZ MUHABBETTEN NE HASIL?

İSLAMIN LİDERİ YİNE TÜRKİYE OLACAK. BUGÜNKÜ MÜSLÜMANA BAKARSAN OLMAZ GÖRÜNÜR AMMA OLACAK BENİM SULTANIM.
                                                                                                                                                             MUSA BAŞTÜRK (DEDE PAŞA HZ.)             

 ‘’Yakın tarihte İslami bir hâkimiyet olacak, tüm yeryüzü İslam’a dönecek ve İslam’ın başkenti Türkiye olacak, bu topraklar olacak, reisi burası olacak.’’ Abdurrahim Reyhan Hz.


https://www.gonullersultani.net/
BÜYÜK DÜŞMANIMIZ NEFSİ EMMARE
TAKMIŞ KEMENDİNİ CEZBEDER NARE
CEHDET Kİ BULASIN SEN SANA ÇARE
ELLERİN AYBINI GÖZLEME GARDAŞ.
TASAVVUF

Sâlih sözün dinle peder

Tedbîrine verme keder

Tedbîri de takdîr eder

Derdine derman ara bul

Bir kâmil insan ara bul

Beni taşlamayın canım kardaşlar
Dokunur başıza attığız taşlar
Hazret-i Hak kendi bildiğin işler
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

CEZBE

İlk başlangıçta sana bir aşk, muhabbet veriyor. Dikkat eder misiniz. Bu kadar tarikat var. Hangi tarîkatta cezbe var. Bu ağlamalar, bu bağırmalar, bu çırpınmalar hangi tarîkatta var?

Halidî kolunda var. Adıyaman'la bizde var. Bir çok tarikatlar var. Şimdi burada saymayalım onları. Onlarda niye cezbe yok? Çünkü onlar nefis yoluyla terakki ediyorlar. Yani ibadetle, amelle terakki ediyorlar. Biz de ibadetten fazla terakki cezbededir. İnsanın kalbindeki Allah aşkından Resulullah aşkından, meşâyih aşkından bu cezbe doğuyor.

Cezbe ile de yol alınıyor mu? Alınıyor. Bir müridin mesela: Çok zikri var, ibadeti var. Cezbe sahibinden alırlar zikri. Cezbe sahipleri bizim tarikatımızda fazla cezbeye kapıldığı zaman, diyelim ki beşbin ders yapıyor.

Yok oğlum sen daha dersini çekme derler. İcabında sen hatmeye de karışma, gelme derler. Veya seyrek gir, veya bir zaman girme derler. Müridin haline göre.

Her marızın derdine göre verirler şerbeti

Demek ki bizim tarikatımızda: Cezbe ile, nefy ü isbatla, bir de şuğlu batınî ile terakki ettiriyorlar.

Nefy ü isbat ne?

Diyelim ki 70 bin evrat çeken bir müridi düşünelim. Cezbe de hiç bir evrat yoktur, dersi yoktur, onda da muhabbet var, aşk var. O 70 bin evratla beraber gidiyor, o muhabbetle o da terakki ediyor.

Bir de şuğlu batını var: O da istemeyerekten ona gelen şuğullar. Şuğuldan kurtulmak istiyor, şuğul gelince ona azap geliyor. Müteessir oluyor, nedamet duyuyor. Allah'a sığınıyor. Bununla da terakki ediliyor. Hiç bir tarikatte yoktur bunlar. Cezbe ile başka tarikat yok ki terakki etsin. Şuğulu batınî'yi zaten onlar kusur sayıyorlar. Küfür sayıyorlar. Ama bizim tarikatımız öyle değil. İnsanda şuğul olur ama şuğul ikidir: Bir istiyerekten bir de istemiyerekten. İstiyerek olan şuğullar dünya muhabbetinden gelir. İstemiyerek olanlar da dünyayı sevmiyor. Dünyadan nefret etmiş. Ama nasıl nefret etmiş:

Bu vücudun fülkesini Hızrıma deldireli

Nefretü dünya kazandım cennetül me'vâ gibi

Fülke:            İnsanların vücudu.

Hızır:             Mürşidi (Yani Hızır A.S. misali).

Musa'nın gemi yolculuğunda Hızır A.S. gemiyi delerken Hz. Musa muhalefet etti. Niye deliyorsun diye. Deldi ama padişahın gözünden düşürdü o gemiyi.

Meşâyih bir müridin vücudunu ne yapıyor?

O delinen vücutta varlık, benlik olmuyor. Burada gemiden mana bizim vücudumuz. Hızırdan mana da mürşidimiz. Mürşit koltuklarımızı deliyor ki onda artık varlık, gurur, kibir kalmıyor. Şişimiz iniyor. Kabarma olmuyor onda artık. Bir balon düşünün, şişiyor, şişiyor. Ama onda ufak bir delik olursa şişer mi. Şişmez ama sağlam olunca ne olur? Şişer, şişer güm diye patlar yok olur. İşte burada meşâyihlerimiz ne yapıyorlar? Bizim benliğimizden kurtulmamız için, varlığa sahip olmamamız için ne yapıyorlar. Koltuklarımızı delmişler. Bizi ne kadar övseler, ne kadar meth etseler biz ondan sefa kesbetmeyiz. Bir insan medh edildiği zaman, veya övgüden, yapılan hizmetten haz duyuyorsa korksun, korksun, çok korksun. Yok eğer yapılan hürmetten yapılan hizmetten haz duymuyorsa korkmasın bu nereden tecelli eder.

Methe lâyık şeyhimiz var zemme lâyık nefsimiz var

Meşâhiyi olan içindir bu. Meşâyihi olmayan için değil. Râbıta sahibi olan için ne var.O çıkıyor aradan. Râbıta var çünkü orada. Benim şeyhimi meth ediyorlar. O olmasaydı beni kim tanırdı. O olmasaydı bana kim hürmet ederdi. Şeyhim olmasaydı beni kim medh ederdi diye düşünüyor. O zaman benlik olmuyor. Gurur olmuyor. Zemmedildiği zaman da diyor ki: Nefsim bunların dediğinden daha aşağı. Benim daha yüz tane kusurum var da bir tanesini görmüşler, diğerlerini râbıtam gizlemiş. Benim ne olduğumu bilseler elime ekmek bile vermezler. Böyle diyeceğiz. Ancak o zaman terakki ederiz.

Yunus Emre derki,
Gel ey gardaş Hakk’ı bulayım dersen
Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz
Resul’ün cemalin göreyim dersen
Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz.
ŞERİAT TARİKAT YOLDUR VARANA
HAKİKAT MARİFET ANDAN İÇERU.
AR SOHBET

Hızır mürşid-i kâmildir o zulmet kalb-i câhildir

Cevâhirler şerîattır özün kurtar cehâletten

Öyleyse demek ki bir insanın tasavvufu haksa, mürşidi haksa ceva­hir taşlarını toplar.

Ama yalnız zamanımızda sahteler var. Bunlara da Allah Müslüman­ları kaptırmasın. Allah muhafaza etsin.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam17
Toplam Ziyaret319709
Gönül fehm edeli “lâ” dan “illâyı”
Mecnun veş biz de bulduk Leyla’yı
Nur-ı cemalinden seyret Mevla’yı
Bir rûh-ı musaffa mir’atımız var
Hava Durumu
Takvim
Site Haritası