Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.

Bizi zem eyleyene rahmet eyle.

MUHABBETTEN MUHAMMED OLDU HÂSIL, MUHAMMEDSİZ MUHABBETTEN NE HASIL?

İSLAMIN LİDERİ YİNE TÜRKİYE OLACAK. BUGÜNKÜ MÜSLÜMANA BAKARSAN OLMAZ GÖRÜNÜR AMMA OLACAK BENİM SULTANIM.
                                                                                                                                                             MUSA BAŞTÜRK (DEDE PAŞA HZ.)             

 ‘’Yakın tarihte İslami bir hâkimiyet olacak, tüm yeryüzü İslam’a dönecek ve İslam’ın başkenti Türkiye olacak, bu topraklar olacak, reisi burası olacak.’’ Abdurrahim Reyhan Hz.


TASAVVUF
Yunus Emre derki,
Gel ey gardaş Hakk’ı bulayım dersen
Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz
Resul’ün cemalin göreyim dersen
Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz
Altın Hesaplama

TEVBE 119

Ey o bütün iyman edenler! Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun. Tevbe 119

 

“Sadâkat”, sözde ve özde doğruluk; dürüstlük üzerine kurulmuş samimi ve sağlam bir dostluk, içten bağlılık, kalp istikâmeti, samimiyet ve ihlas gibi mânalar ifade eder. Dürüst olmak, doğru muamelede bulunmak, sıdk ve ihlâs ile dostluk etmek, herhangi bir şahsî çıkar ve menfaat beklentisinden uzak ve her yönüyle Allah rızâsı için olan dostluk da sadâkattir.

Sadâkat, peygamberlerin en mühim vasıflarından biridir. Peygamberler, istikâmet üzere olan hâlleri ve sözleriyle dâimâ sadâkati tebliğ hâlinde olmuşlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de, bâzı peygamberlerin şahsiyeti anlatılırken, meselâ Hz. İbrâhim ve Hz. İdrîs hakkında; “Gerçekten o, özü sözü doğru bir peygamberdi” (Meryem 19/41, 56) buyrulmaktadır.

Âyet-i kerîme, sıdk ve sadâkatin faziletini, derecesinin yüceliğini göstermekte ve mü’minleri doğruluğa teşvik etmektedir.

Mârifetten nasîbi olan bir zat: “Sürekli yapılması gereken farzı eda etmeyen kimseden, namaz, oruç gibi belli vakitlerde yapılan farzlar kabul olunmaz” deyince kendisine: “Dâimî farz nedir?” diye sorulmuş, o da: “Doğruluk” cevabını vermiştir.

Ubeydullah Ahrâr (k.s.), âyette emredilen “sâdıklarla beraber olma”yı şöyle izah etmektedir:

“Burada bahsedilen beraberlik iki çeşittir:

  Hissî,

  Mânevî.

Hissî beraberlik, onlarla oturup kalkmaktır; onların sohbetinde bulunmaktır. Bir kimse onlara yakın olur, sohbetlerine devam eder, onlarla oturur kalkarsa, onların iç âlemlerinin nurlarının bereketiyle kalbi nurlanır. Gerçek anlamda onların huyu gibi güzel huy sahibi olur. Manevî beraberliğe gelince, bunu şöyle anlatmak gerekir: Kalbi onlara bağlayıp ruhâniyetlerine dönmek… Bu durumda, onların yakınında da olunsa, uzaklarına da gidilse hep onlarla olunur. Anlatılan manevî bağ, kalp irtibatı tam olunca, o büyüklerin bütün sırları, tarifi yapılan irtibatı ve bağı kuran kulda yansır.”

Bu hususa şöyle bir yorum da yapılabilir:

“Sâdıkların emirlerine tutunmak vaciptir. Buna göre Allah’ın rızâsını kazanmak isteyen Hak yolcusu kula düşer ki: Kalbini sâdık kula bağlaya… Sâdık kul ise, Yüce Hakk’ın zâtına yabancı şeylerden, zıtlardan yana temizdir. Zira sâdık kulların hâlinde, yolunda bir eğrilik, bir sapma yoktur.

Yüce Allah, insana hem tesir etme, hem de tesir altında kalma yeteneğini vermiştir. Ama bu sohbetle olur. Bu âyet-i kerîmede verilen emir de bu mânayı anlatır. Buna göre haller için sohbetten daha faydalı, daha çekici bir iş yoktur.” (el-Hadâiku’l-Verdiyye, s. 657-658)

Sâdıklarla beraberliği artırmak, sadâkat vasfını kazanmaya, onu devam ettirmeye ve onların hâliyle hâllenmeye vesîle olacaktır. Nitekim Şeyh Sâdî Şîrâzî, sâdıklarla beraberliğin faziletini ve bunun zıddına sâdıklardan ayrılmanın hazin âkıbetini şöyle ifade eder:

Ashâb-ı Kehf’in köpeği Kıtmîr, sâdıklarla beraber olup onlara sadâkat gösterdiği için büyük bir şeref kazandı, nâmı Kur’ân-ı Kerîm’e geçti. Hz. Nûh ve Hz. Lût’un hanımları ise, fâsıklarla beraber oldukları için cehenneme dûçâr oldular.”

Şurası bir gerçektir ki, mü’min kulluktaki sadâkati ölçüsünde Resûlullah (s.a.s.)’e aşkla tâbi olur ve kıyâmete kadar sürecek İslâm dâvasında onu yalnız bırakmaz.

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret228632
Hava Durumu
Takvim
Site Haritası